Menü

Adı: MİT, Kod Adı: Fidan

11 Haziran’da IŞİD’in Musul baskını ile birlikte rehin alınan Musul Konsolosluk görevlileri ve vatandaşlarımız özgürlüklerine nihayet kavuştular. Aslında vatandaşlarımızın 20 Eylül’den önce kurtarılmaları da yüksek olasılıktı. Ancak hem muhalefetten hem de medya kanadından gelen kimi yersiz çıkışlar titizlikle yürütülen operasyonları riske etti ve hep öteledi.


Rehinelerin tutulduğu yerler insansız hava araçları ile an be an izlenirken bazı gazetelerde vatandaşlarımızın tutulduğu yerlerin resimlerin yayınlanması süreci olumsuz etkiledi.


Öncelikle Milli İstihbarat Teşkilatımız (MİT) ve Müsteşarı Hakan Fidan’ı kutlamak, tebrik etmek lazım. Aslında bu operasyonla hem MİT hem de Hakan Fidan kendilerinden rahatsız olan çekinen çevrelerin bu endişelerini haklı çıkarmış oldular. Batılı devletlere ait  rehineler yıllarca alıkonulduktan sonra tek tek başları kesilerek korkunç bir şekilde infaz edilirken, Türk rehinelerin kıllarına zarar gelmeden 3 ay gibi kısa bir sürede kurtarılmaları tarihi bir diplomasi ve istihbarat başarısıdır.


Genelde rehine kurtarma operasyonlarını silahlı, çatışmalı, kanlı yönleriyle hatırlarız. Dünya rehine krizleri tarihinde bu yönde çok sayıda başarısız rehine operasyonları var. 1979 İran Devrimi sonrası ABD’nin Tahran’daki başarısız rehine operasyonu CIA’nın tarihinde silinmez bir fiyaskodur. Mart 2012’de İngilizlerin Nijerya’da 2 rehineyi kurtarma operasyonu da rehinelerin ölümü ile sonuçlanmış ve hem İngiltere hem de İtalya’da tepkilere neden olmuştu. Kısacası rehine operasyonları savaştan çok daha riskli, sonuçları öngörülemeyen, tehlikeli ve başarı olasılığı düşük operasyonlardır.


Ancak MİT’in 49 rehine operasyonundaki sabrı, diplomasi gücü ve saha hakimiyetİ inanılmaz başarılıydı. MİT rehine operasyonlarının nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda dünyaya tabiri caizse önemli bir ders vermiştir.


49 Rehine,  MİT tarihinde bir kırılma ve dönüm noktası olarak yer alacak. Bu operasyon başarısı MİT’i dünya istihbarat örgütleri arasında CIA, MOSSAD ve KGB gibi adı sık anılan örgütler arasına yerleştirecek. Böyle olunca artık bizim de bir istihbarat örgütümüz var diyebiliriz sanırım. Bir kez daha tebrikler MİT ve tebrikler sayın Fidan…


Anacak şu noktayı da vurgulamadan geçmemeliyiz. Hakan Fidan sonrası MİT’in ciddi bir reform süreci yaşadığını biliyoruz. Bu operasyon başarısı MİT’ten beklentileri daha da artıracaktır. Bu anlamda MİT’in reform ve yenilenme sürecinde radikal adımları atması için de şartlar ve zemin oluşmuş bulunuyor.


TBMM’nin çıkardığı MİT Yasası MİT’in kendini baştan aşağı yenilemesi için güçlü bir altyapı ve zemin oluşturdu. MİT’e bu yasa ile verilen yurt dışında operasyon yürütme ve devlet adına görüşmeler yapma yetkisi olmasaydı bu gün bu operasyonun başarıya ulaşma şansı son derece zayıftı.


Ancak MİT’in bundan böyle dünyanın güçlü istihbarat örgütleri arasında tutunabilmesi, daha da güçlenmesi adına yapısal anlamda da radikal bir dönüşüm yaşaması lazım. CIA ve FBI modeliyle iç ve dış istihbarat birimleri şeklinde yeniden yapılanmasının teşkilatı güçlendiriceği kanaatindeyim.


Bu şekilde bir yapılanma MİT’i hem operasyonel anlamda hem de fokuslanma, nüfuz ve etki bağlamında güçlendirecektir. Türkiye’nin artan, genişleyen nüfuz gücü ve coğrafyası, özellikle Ortadoğu’da yaşanan hayati dönüşüm süreci ve beraberinde getirdiği riskler MİT’i söz konusu dönüşüm ve reform sürecine zorluyor zaten.


Türkiyenin, Kafkaslar, Ortadoğu ve Balkanlar gibi tarih boyunca her an patlamaya hazır, son derece kırılgan bir ateş üçgeninin ortasında hedef bir ülke olarak yaşam sürmesi çok güçlü bir istihbarata sahip olmayı olmazsa olmaz kılmaktadır.


İstihbarat bir devletin güvenlik bağlamında en önemli gücü, beyni ve hafızasıdır. Güçlü bir devlet olmanın olmazsa olmaz unsurlarından biri de güçlü bir istihbarat teşkilatıdır. Devletler güçlerini istihbaratlarından alırlar. Onun içindir ki ABD bir CIA devleti, Rusya bir KGB, İsrail ise bir MOSSAD devletidir.

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.