Menü

Ağaçları Kendi Kurtları İle Devirin…

20. Yüzyıl yeryüzünde ekonomik ve siyasi şekillendirmeler açısından önemli bir dönüşüme sahne oldu. 20.YY sonlarına kadar hedef ülkeler, hedef bölgeler, bölgesel ekonomik ve siyasi şekillendirmeler daha çok konvansiyonel savaş dediğimiz klasik savaşlarla gerçekleştirilirken 20.YY ile birlikte postmodern savaş yöntemlerinin devreye sokulduğunu görüyoruz.


Savaş uçakları, top, tank, tüfekle yapılan savaş şeklinde tanımladığımız konvansiyonel savaş yöntemlerinden postmodern savaş yöntemlerine geçişin birkaç önemli sebebi var.


Bunlardan ilki konvansiyonel savaşların sonuçlarının öngörülebilir olmaması. Yani siz ne kadar büyük savaş gücü ve teknolojisine sahip olursanız olun ve düşmanınız ne kadar zayıf olursa olsun açtığınız savaşı kazanma garantiniz yok. Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a açtığı savaş böyle bir savaştı. Sonuç beklenenin aksine Sovyetler Birliği’nin dağılması ile sonuçlandı.


ABD’nin Vietnam’a açtığı savaş da yine sonucu itibariyle beklendiği gibi sonlanmayan bir savaştı. ABD’nin 2001 yılı Afganistan’a müdahalesi, yine ABD’nin Irak savaşları büyük savaş gücü farklarına rağmen sonuçları itibariyle öngörülemeyen şekilde bir bakıma kaybedilmiş savaşlardır.


Konvansiyonel savaşları rafa kaldırıp postmodern savaşları meydana indiren ikinci önemli faktör konvansiyonel savaşların çok yüksek maliyetli savaşlar olması. Sonuçları öngörülemeyen, kazanma garantisi olmayan konvansiyonel savaşlar için ortaya konulan korkunç savaş bütçeleri ülke ekonomilerinde kapatılması oldukça güç açıklar, telafisi mümkün olmayan yıkımlar oluşturdu.


Irak ve Afganistan savaşlarının ABD ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri hala hissedilmektedir. ABD’yi Suriye’ye müdahaleden uzak tutan etkenlerden biri de Afganistan ve Irak savaşlarından zararlı çıkması ve bu savaşların Amerikan ekonomisi üzerinde oluşturduğu yorgunluktur.


Konvansiyonel savaşları rafa kaldıran 3. etken ise savaşlardaki askeri kayıplar oldu. Karşı tarafa ne kadar ağır kayıplar verdirilmiş olursa olsun, verilen küçük askeri personel kayıplar bile hükümetler için iç politikada ciddi eleştiri konusu oldu. Hükümetler yıprandı seçimler kaybedildi. Savaştan sağ kurtulup dönebilen askerler ise yaşamlarını kabusa dönüştüren sendromlara maruz kaldılar.


Tüm bu etkenler, küresel güçleri daha öngörülebilir, daha maliyetsiz ve daha kayıpsız post modern savaş yöntemleri geliştirmeye zorladı.


Geliştirilen ilk postmodern savaş yöntemi terör örgütleri oldu. Hedef rejimler, devletler ve bölgeler masaya yatırıldı. Çatışmalara duyarlı hassas dokuları tespit edildi ve her hedefin, her ülke ve bölgenin dokusuna uygun terör örgütleri üretildi. Kimisi etnik, kimisi dini ve mezhepsel, kimisi ideolojik kavgalar güden laboratuvar ürünü örgütler geliştirilerek belirlenen hedeflerin üzerine programlandı, kilitlendi.


2001 müdahalesi sonrası Afganistan’da oluşan otorite boşluğu bir terör laboratuvarına dönüştürüldü.


Nükleer Silahlara ve geliştirme yeteneğine sahip olan Pakistan’ı istikrarsızlaştırmak ve tehdit olmaktan çıkarmak için 2004 yılında Pakistan Taliban Hareketi (TTP) kuruldu. Kurucusu 2004 yılına kadar Guantanamo’da tutulan ve daha sonra “sosyal rehabilitasyon” adıyla salıverilerek Pakistan’ın Weziristan bölgesine gönderilen Abdullah Mahsud adında bir kabile mensubuydu.


Terör laboratuvarına dönüştürülen Afganistan’da üretilen bir diğer örgüt ise İran’ı hedef alan Cundullah oldu. Afganistan’da gelişme imkanı bulan Cundullah İran rejimini ve istikrarını hedef aldı.


Leşker-i Tayyibe örgütü de yine Afganistan’da doğan ve adını 2008 yılında Hindistan’ın Mumbai kenti saldırısı ile duyuran ve o dönemde Hindistan’ın istikrarsızlaştırmayı hedeflemiş bir örgüttü.


Afganistan’da üretilmiş başta El Kaide olmak üzere Pakistan Taliban Hareketi, Cundullah, Leşker-i Tayyibe ve farklı coğrafyalarda farklı ülke ve bölgeleri hedef alan PKK gibi örgütler ağırlıklı olarak uyuşturucu ile finanse edildi. Bunun için de kaynak BM raporlarına dünya afyon üretiminin %90’dan fazlasının gerçekleştirildiği Afganistan’dı.


Terör örgütleri ile ekonomik ve siyasi şekillendirme projeleri Güney Asya ve Türkiye ile sınırlı kalmadı. Somali ve Libya bölgesi El Şebab örgütü ile istikrarsızlaştırılırken bakir ve zengin enerji kaynaklarına sahip Nijerya için Boko Haram örgütü devreye sokuldu.


Ortadoğu’da ise şimdilerde aktif durumda olan örgüt Irak Şam İslam Devleti kısaca IŞİD olarak bilinen örgütüdür. IŞID, laboratuvar ürünü, planlı, disiplinli, tek tip, eğitimli ve lejyoner bir örgüttür.


Hedef, Suriye ve Irak üzerinden bölgenin Afganistanlaştırılması ve böylelikle etnik, siyasi ve mezhepsel savaş iklimine sokulan bölgenin istikrarsızlık ve çatışmalarla zayıflatılması ve sömürü şartlarının oluşturulmasıdır.


Özellikle Ortadoğu ve Afrika’da Türkiye’nin genişleyen nüfuz coğrafyası ve artan nüfuz gücü de yine terör örgütlerinin göz gez arpacık düzleminde yani hedefindedir.


Konvansiyonel savaşların yerini alan 2. önemli postmodern savaş yöntemi ise halk hareketleridir. Halk hareketleri ile ağacı kendi kurdu ile devirme yöntemi kullanılmaktadır.


Özellikle hedef iktidar ve rejimlerin devrilmesi adına hedef ülke içerisindeki marjinal gurupların yönlendirilmesi ve marjinalleşmeye duyarlı gençlerin devşirilmesi ile sivil itaatsizlikler iklimlenmektedir.


Sosyal medya üzerinde üzüm salkımı modeliyle örgütlenen çoğunluğu maceraperest, adrenalin bağımlısı, amaçsız gençler sonuçları bilinenden çok farklı gizli ve hain bir savaşın şuursuz savaşçılarına dönüştürülmektedirler.


Kamuoyunun şuur altını yönlendirmek üzere yazılan hayali senaryolar, montaj ses ve görüntü kayıtları ve düzmece suç dosyaları ile hükümet karşıtı algılar oluşturulmakta ve itibarsızlaştırma operasyonları ile ağaçlar kendi içinde yaratılan kurtlarla devrilmektedir.


Ukrayna’da yaratılan hükümet karşıtı halk hareketi ile Ukrayna’nın hangi noktaya getirildiğini ibretle izledik. Mısır’da seçilmiş bir iktidarın halk hareketleri ve takip eden askeri darbe ile devrilmesi yine post modern bir savaş yöntemidir.


Türkiye’de Gezi olayları ve 17 Aralık operasyonu Türk siyasi hayatına Türkiye’ye karşı açılmış ve yürütülmüş postmodern bir savaş olarak işlenecektir.


Kısacası ağaçları kendi kurtları ile devirme gibi sıra dışı bir döneme şahitlik ediyoruz… Tedbirlerimizi de buna göre almalıyız…

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.