Menü

Charlie Hebdo Katilini Gördüm

İnsan psikolojisinden iyi anladığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta biraz daha ileri gideyim. Karşımdaki insanın iç dünyasını ve niyetini gözlerinden, bakışlarından rahatlıkla okuduğuma inanırım. En azından bu konuda şu ana kadar yanılmadım.


Charlie Hebdo saldırısı sonrası birlik mesajı vermek için dünya liderlerinin Paris’te bir araya geldiği gün bu anlamda benim için önemli bir gündü. Yürüyüşe katılan liderlerin yüz ifadeleri, jest ve mimikleri, bakışlarından süzülen iç dünya ve şuur altı boşalımları son derece önemliydi.


Liderler arasında dikkat çeken öyle biri vardı ki, davranış ve  psikolojik açıdan son derece öne çıkan ve dikkat çeken biriydi. O yürüyüş gününden bu yana aklımdan çıkmayan o liderin davranışları ve psikolojisi Charlie Hebdo saldırısı ve arka planı için önemli bir şuur altı boşalımı mahiyetindeydi.


Katil, işlediği cinayet sonrası cinayet mahalline mutlaka döner ve ziyaret eder derler. Katil bunu cinayeti işledikten sonra kendini rahatlatmak için yapar. Ve suçluyu birilerinin çok uzaklarda arayacağını düşünerek bir bakıma kendini suçsuzluk psikolojisine alıştırmak, inandırmak için yapar bunu.


Ve ben o gün Paris’te birlik yürüyüşünü gerçekleştiren liderler arasında Charlie Hebdo katilini gördüm. Katil o gün orada çok rahat görünmeye çalışıyordu. Gereğinden ve olması gerektiğinden daha fazla, abartılı bir şekilde rahattı. Jest ve mimikleriyle “biz size zaten bu Müslümanların terörist olduğunu her defasında söylemiyor muyduk?” mesajını vermeye çalışıyordu. En öndeydi. Kibirliydi. Profesyonel bir katilin soğuk yüz ifadesine sahipti. Öldürmesini iyi bilen bir yüz ifadesi vardı. Aldığı canların çığlıkları gözlerinden fışkırıyordu adeta. Katil orada, cinayet mahallindeydi.


Mavi Marmara saldırısının ardından Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkiye’nin girişimleriyle dünyayı şaşkınlığa uğratan saldırıyı gündemine almış ve İsrail’den konuyla ilgili bir savunma istemişti. Saldırı ile ilgili genel kurul görüşmelerinde oradaydım. İsrail’den gelen temsilcinin kullandığı bir savunma ifadesi hala kulaklarımda çınlar. Biz diyordu İsrailli temsilci; “Aslında Ortadoğu’da İslamcılarla savaşarak burada Fransa’da Avrupa’da sizin güvenliğinizi sağlıyoruz. Eğer biz orada İslamcılarla savaşmasak siz burada güvenlik içinde yaşayamazsınız.”


Paris’te saldırının gerçekleştiği gün nedense İsrail temsilcisinin zihnimde unutulmaya yüz tutmuş bu korkunç ifadeleri yankılandı yeniden. İsrail Avrupa’ya her zaman şu mesajı vermeye çalıştı. Biz burada Filistinli ve İslamcı teröristlerle savaştığımız için siz güvendesiniz. Güvenliğinizi bize borçlusunuz. Biz varsak siz varsınız.


Fransa İsrail’in bu mesajını son zamanlarda okuyamayan ya da okumak istemeyen bir ülkeydi. Fransa’nın Filistin’i resmen tanıması, Cumhurbaşkanı Hollande’ın Suriye konusunda hata yaptıklarını itiraf etmesi, Hamas’ın AB terör listesinden çıkarılması İsrail’in varlık nedenlerini ciddi biçimde tehdit eden unsurlardı.


Böyle olunca Fransa’ya ve Avrupa Birliği’ne Avrupa’nın kalbi Paris’ten önemli bir tehdit ve uyarı mesajı vermek gerekiyordu. Tabiri caizse Fransa başta olmak üzere bütün Avrupa’ya “biz ne yapıyor muşuz meğerse” dedirtip, kendine getirtecek bir şoklama gerekiyordu.


Ve Fransa’nın hatta Avrupa’nın uç ve aykırı dergisi Charlie Hebdo hedef olarak belirlendi. Gerekli tüm saldırı planları yapıldı. Zaten adam öldürmek, suikast ve provokatif saldırılar konusunda dünyanın en deneyimli istihbarat teşkilatına sahiptiler. Hiç te zor olmadı. Kendilerince kusursuz bir plan hazırladılar ve harekete geçip Avrupa’nın 11 Eylül saldırısını gerçekleştirdiler.


Şimdi bilgisayarınızı, telefon ya da tabletinizi açın. Paris’teki birlik yürüş videosunu ard arda birkaç kez izleyin. Charlie Hebdo katilini işte burada, katil burada deyip siz de rahatlıkla teşhis edeceksiniz.

Her zaman olduğu gibi katil, cinayet mahalline geri dönmüştü…

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.