Menü

Çipras, Salomon ve Merkel

Türkiye-AB Karma Parlamento (KPK) büro toplantısını geçtiğimiz Cuma günü İstanbul’da gerçekleştirdik. KPK, yarısı Avrupalı yarısı Türk parlamenterlerden oluşan ve Türkiye’nin AB’ye katılım sürecini kolaylaştırmak, sorunları ortadan kaldırmak üzere 1963 yılında kurulmuş ortak bir AB-Türkiye komisyonu.


Komisyon biri Türk diğeri Avrupalı iki parlamenter eş başkan ve ikişer eş başkan yardımcısı ile birlikte toplam 50 kişilik bir parlamenter gurubundan oluşuyor. Avrupa tarafını temsil eden eş başkan ve yardımcılarının ikisi de Yunanlı ve Rum parlamenterler.


76. KPK büro toplantısı öncesi Yunan eş başkan Manoli ve yardımcısı Takis ile Syriza ve Aleksis Çipras üzerine kısa bir sohbet yaptık. Takis’e Yunan halkı böyle ekstrem ve uç partiyi neden seçme gereği duydu diye sorduğumda Takis açık yüreklilikle Yunanistan’ın ekonomik olarak dibe vurduğunu yaşlı ve fakir Yunan halkının çöpten yiyecek toplayarak hayatta kalmaya çalıştığını ifade etti.


Diğer bir sorum ise Çipras’ın seçim öncesi Yunan halkına vaad ettiği radikal dönüşümleri gerçekleştirme ihtimali ve özellikle borçlar üzerinden AB ilişkileriydi. Bu konuda Takis radikal vaadlerin belli bir doz ve seviyeye ineceğine inandığını aksi halde uygulanmasının mümkün olmayacağını söyledi.


Toplantı esnasında Türk tarafının eş başkan yardımcısı olarak söz aldığımda ise Çipras’a bir mesajımı iletmeleri ricasında bulundum. Teşbihte hata olmaz ise Syriza’yı Yunanistan’ın AK Partisi, Çipras’ı ise Recep Tayyip Erdoğan’ı gibi gördüğümü söyledim ve gerekçeleri sıraladım.


AK Parti 2003 yılında iktidara geldiğinde ekonomi Türkiye’de de Yunanistan’da olduğu gibi dibe vurmuştu. İnsanlar Recep Tayyip Erdoğan’ı son ve tek umut olarak gördüler ve iktidara taşıdılar. Aynı siyasi motivasyon ve atmosferin bugün Yunanistan’da hakim olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.


Eş Başkan Manoli’ye Çipras’ın ilk yapması gereken şeyin benzer deneyimleri yaşamış Türkiye’yi model alması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bir randevu alarak ‘Reis Napacağız?’ demesi gerektiğini söyledim.


Ancak Çipras’ın izlediği politikalara bakılırsa Yunanistan-Türkiye ve Yunanistan-AB ilişkilerini türbülanslı ve gerilimli bir sürecin beklediğini söyleyebilir.


Nitekim Yunan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, İngiltere Maliye Bakanı George Osborne ile görüşerek İngiltere’ye “borçlu olmamız senin sorunun” mesajı verdi. Bu tavrıyla Yunanistan bana Salomon ile Mişon’un borç fıkrasını anımsattı.


Salomon’un Mişon’a borcu varmış ama ödeyecek parası yokmuş. Borcun günü yaklaştıkça Salomon’un uykuları kaçmış. Nasıl ödeyeceğini bilmediğinden düşünür dururmuş. Bunu gören Salomon’un eşi; ‘Düşündüğün şeye bak bundan kolay ne var git Mişon’a ödemeyeceğini söyle artık o düşünsün dursun’ demiş.


Yunanistan başta Almanya ve İngiltere olmak üzere bütün Avrupa’ya “borçlar sorunu artık bizim değil sizin sorununuz” diyerek biz düşündük yeter biraz da siz düşünün demek istiyor.


Yunanistan’ın içine düştüğü durum aslında Avrupa Birliği’nin artık bir çatırdama sürecine girdiğini gösteriyor. Ekonomik hastalıklar orta çağ Avrupasındaki veba salgınları gibi ülke ülke Avrupa Birliği’nin yapısını tehdit ediyor.


Merkel, Yunanistan gibi Avrupa ülkelerini borçlar üzerinden köleleştirerek Avrupa üzerinde bir ekonomi ve para üzerinden bir Almanya hegemonyası kurmaya çalışıyor. Merkel bu politikasında ne kadar başarılı olur bilinmez ama Avrupa Birliği tek tek epidemik euro hastalığına maruz kalıyor.


Yaşlanan Avrupa Birliği reflekslerini kaybediyor ve hızla hastalanıyor…

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.