Menü

Erdoğan ve Yüzyılın İki Büyük Sözü

Erdoğan ve Yüzyılın İki Büyük Sözü

Dünya tarihine geçmiş öyle kelimeler var ki, bu kelimeler tarihte önemli dönüşümler başlatmış, çok güçlü etkiler bırakmış ve büyük sonuçlar doğurmuştur. Tarih komutanlar, liderler, krallar, düşünürler ve bilim adamları tarafından insanlık tarihine kazınmış bu eşsiz ifadelerle doludur.


Fatih Sultan Mehmet’in “Ya Ben İstanbul’u Alırım Ya İstanbul Beni” kararlılığı beni çocukluğumdan bu yana etkileyen böyle bir ifadedir mesela.


Ya da hangi kelime ihaneti Sezar’ın “Sen de mi Brütüs” sözleri kadar etkileyici ve doyurucu ifade edebilir ki?


Sanırım bu tür tarihte iz bırakan cümleler ancak tarihe yön veren liderlerin yüreğinden süzülüp, dudaklarından dökülebiliyor… Recep Tayyip Erdoğan gibi…


Recep Tayyip Erdoğan önce yeryüzünün zalimlerine aradan geçen koca bir asırdan sonra “One Minute” diyerek İslam Coğrafyasını maruz kaldığı hipnozdan uyandırdı. İsrail’in o “Başedelimez, Meydan Okunamaz Güç” algısını iki kelime ile Erdoğan yerle bir etti. One Minute bu anlamda onlarca nükleer bombadan çok daha güçlü bir yıkım oluşturdu İsrail ve Siyonist psikolojisi üzerinde…


Çok geçmedi bu kez yine aynı lider, “Dünya 5’ten Büyüktür,!” diyerek Afrika’dan, Asya’ya Ortadoğu’dan, Güney Amerika’ya sömürülmüş, fakir ve gelişmekte olan coğrafyaların tercümanı oldu. Hem de Birleşmiş Milletler’in Genel Kurul salonunda ve 5’in gözlerinin içine bakarak, eliyle 5 sayısını göstere göstere.


Bence bu sözleriyle insanlık tarihine geçecek son yüz yılın en güçlü iki sözünü söyledi Recep Tayyip Erdoğan: “One Minute” ve “Dünya 5’ten Büyüktür.” Her ikisi de büyük bir “Onur” büyük bir “Direniş” ve büyük bir “Meydan Okuma” ifade ediyor.


Türkiye ve Erdoğan başta Ortadoğu olmak üzere mazlum ve kimseler coğrafyalar için sandığımızdan öte şeyler ifade ediyor gerçekten.


Geçtiğimiz hafta sonu Ortadoğu’nun bazı siyasi simaları, düşünce kuruluşları ve entellektüelleri ile Arap Baharını masaya yatırıp girilen türbülansı ve çıkış değerlendirmelerini tartıştık. Toplantıda Arap bir kardeşimizin “Son 5 yılda Ortadoğu’da canlarımızı, evlerimizi, tarihimizi, değerlerimizi, onurumuzu kaybettik. Ancak kaybetmeye tahammül edemeyeceğimiz tek bir şey var o da Türkiyedir” ifadesi Türkiye’de maalesef başta muhalefet partileri olmak üzere önemli bir kesimin farkında olmadığı ya da olamadığı bir nokta.


Türkiye ve Erdoğan artık dini, etniği, coğrafyası neresi ve kim olursa olsun son bir umut ve son bir kale. Onun içindir ki, Zanzibar’da ki Tanzanyalı bir taksici kendisine Zanzibar’ı soran bir Türk gazeteciye “Asıl sen bana Türkiye’den haber ver. Zanzibar ve Tanzanya yıkılsa, yerle bir olsa ne farkeder?” diyor. Ya da Asya’nın en doğusunda Manila’da öğle yemeğinin ardından hesap ödemek isteyen bir gazeteciye lokantanın sahibi Arap kardeşimiz; “Bu hesap sayın Erdoğan tarafından Davos’ta ödendi. O’na sahip çıkın yeter!” deme gereği duyuyor.


Türkiye ve Türkiye halkı Allah tarafından hamilik ve hadimlik ruhuyla giydirilmiş ve seçilmiş bir millet. Bizim genetiğimizde coğrafyası ne olursa olsun mazlum ve kimsesizleri sahiplenme, himaye etme ve İslam’a hadimlik şifreleri var. Ve bu genetik kalıtsal olarak nesilden nesile aktardığımız bir haslet. Onun içindir ki, Recep Tayyip Erdoğan haksızlığa rıza, zalimlere müsamaha gösteremiyor.


Bu milletin ve ümmetin onurlu ve korkusuz bir lideri olarak Erdoğan'ın yüreğinde iman ve ihlasla yoğrulmuş duygular, dudaklarından yeryüzünü sarsan kelimeler olarak dökülüyor. “One Minute” ve “Dünya 5’ten Büyüktür” toplarsanız topu topu 5 kelime. Ama yeryüzünde yüz yıldan bu yana kurulmuş zalimler imparatorluğunun sömürü düzenini ve kalelerini sarsmaya ve çökertmeye yetiyor.

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.