Menü

Müşerref yolun sonunda

Türkiye ile Pakistan’ın kaderi aynı teknede yoğrulmuş. Şöyle arkamızı dönüp geçmişe doğru baktığımızda her iki ülkenin siyasi tarihinde askerî ve sivil yönetimler arasında sürekli el değiştiren, boğuşmalarla dolu bir siyasi kader belirir karşımızda. Türkiye darbeye Adnan Menderes’ini kurban verirken,  Pakistan Zülfikar Ali Butto’yu feda etmiş. Türkiye’de her on yılda bir yaşanan darbe geleneği Pakistan’da da yaşanmış.


1958 Yılında General Eyüp Han, 1969 yılında General Yahya Han, 1977 yılında General Ziya Ül-Hak ve son olarak 1999 ve 2007 yıllarında General Pervez Müşerref tarafından yapılan balans ayarları, Pakistan’daki siyasal, ekonomik ve sosyal yaşamı altüst ederek ülkeyi istikrarsızlığa ve belirsizliğe sürükledi. Sivillerle askerler arasında süren güç ve iktidar mücadelelerinde her iki ülke sadece enerjilerini, zamanlarını, kaynaklarını ve insanlarını kaybetmekle kalmadı, kutuplara ayrılarak parçalanma ve bölünme tehlikeleriyle de karşı karşıya kaldılar.


Darbezede ülkelerin en önemli ortak özelliklerinden biri de Amerikan müttefiki olmaları. Amerikan yönetimine yakın ve gelişmekte olan ülkelerde darbe gelenekleri çok daha köklü ve başarılıdır. Benazir Bhutto, suikasta kurban gitmeden iki ay önce tamamladığı hatıratında, 1977 yılında CIA’nın askerlere “Tekerlek Durdurma Operasyonu” eğitimleri vererek Zülfikar Ali Butto hükümetini nasıl yıprattıklarından ve Pakistan’da darbe zeminini nasıl hazırladıklarından bahseder.


Amaç zaman içinde hızlanarak gelişmeye, büyümeye başlayan, güçlü potansiyellere sahip Müslüman ülkelerin tekerleklerini, hızlarını alamadan durdurmak ve gelişmenin önüne geçmektir. Bunun için de, tıpkı şu sıralar Pakistan ve Türkiye’de yaşanan siyasi istikrarsızlıklar gibi istikrarsızlıklar yaratılır.


DARBELERLE  HESAPLAŞIYOR

Türkiye, darbe hesaplarını Ergenekon üzerinden görürken, Pakistan bu süreci General Müşerref’in cumhurbaşkanlığından azli ile işletmeye çalışıyor. Şu anda Pakistan’da yaşanan gelişmelerin adını koymak istersek, bu süreci, Pakistan’ın kısa dönem darbe geçmişiyle hesaplaşması şeklinde adlandırabiliriz. Bugün Pakistan Devlet Başkanı General Müşerref’in karşı karşıya kaldığı azil süreci, 1999 yılında Nevaz Şerif hükümetine karşı gerçekleştirdiği darbe ile başlayan ve Aralık 2007’de Benazir Butto’nun suikaste kurban gitmesiyle devam eden kaos döneminin bir hesaplaşmasıdır.


Koalisyon ve muhalefet partilerinin almış oldukları ortak kararla, şu an cumhurbaşkanı koltuğunda oturmakta olan Pervez Müşerref’in azli için düğmeye basılmış durumda. Koalisyon hükümeti Müşerref’in hem federal meclisten hem de dört eyalet meclisinden güvenoyu almasını istiyor. Müşerref’in güvenoyuna yanaşmaması durumunda Nevaz Şerif ve Asıf Ali Zerdari’nin başını çektiği koalisyon hükümeti, Müşerref’in azli için hazırlanan tasarıyı parlamentoya sunacak. Tasarının parlamentoda görüşülebilmesi için parlamento üyelerinin yarısının imzasına, onaylanması için ise üçte iki çoğunluğun oyuna ihtiyaç duyuluyor. Parlamentoda bulunan ve azil tasarısına destek veren Awami National Party ve Jamiat-e-Ulamai Islam partilerinin de desteğiyle üçte iki çoğunluk şu an için sağlanmış durumda.


MUHTEMEL SENARYOLAR

Ancak bu hesaplaşma, maalesef Pakistan’da yaşanacak yeni bir kaos, kutuplaşma ve istikrarsızlık döneminin habercisi gibi. Zira bu, Müşerref ve anti Müşerref kutuplaşması formatında şekillenmiş durumda. Bir tarafta mevcut iktidarı oluşturan darbe mağduru PML-Q gurubu lideri Nevaz Şerif ve Müşerref’i eşi Benazir Bhutto’nun katili olmakla suçlayan Pakistan Halk Partisi (PPP) Lideri Asıf Ali Zerdari. Yine mecliste sandalyesi bulunan Awami National Party ve Jamiat-e-Ulamai Islam liderleri de anti Müşerref cephesi içinde yer alıyorlar.


Karşı cephede ise Devlet Başkanı Müşerref,  parlamentodaki Müşerref yanlısı PML-Q gurubu ve Pakistan siyasetinde her zaman söz sahibi olmuş Müşerref tarafından 2007 yılında Genel Kurmay Başkanı olarak atanan General Ashaf Parvez Kayani komutasındaki Pakistan ordusu.


Önümüzdeki günlerde Pakistan’da yaşanması muhtemel senaryolardan en önemlisi General Kayani komutasındaki Pakistan ordusunun istikrarsızlık vurgusu içeren bir muhtıra ile sürece müdahale ederek tavrını Müşerref’ten yana ortaya koyması. Genel Kurmay Başkanı Kayani, Müşerref tarafından 2007 yılında Genelkurmay Başkanlığı’na atanmış ve Pakistan ordusunun şahin komutanlarından biri.  Bu senaryoyu güçlendiren nedenlerden biri de mevcut koalisyon hükümetinin Pakistan ordusunun siyasete müdahalesini önlemeye yönelik anayasal bir çalışması içerisinde olması. İlerleyen gün ve hatta saatlerde Pakistan ordusu yaşanmakta olan bu sürece ilişkin tavrını bir şekilde dile getirecek ve kamuoyuna yansıtacaktır.


Yaşanması muhtemel ikinci bir senaryo ise Müşerref’in koalisyon partilerinin ülkeyi istikrarsızlığa sürüklediklerini ileri sürerek hâlihazırda elinde bulunan parlamentoyu feshetme yetkisini kullanması. Parlamentoda bulunan kendisine yakın PML-Q gurubu ve Pakistan ordusunun desteği ile Müşerref azil sürecinin ciddiyetine de bakarak parlamentoyu feshetme yetkisine başvurabilir. Müşerref 7 Ağustos tarihinde kendisine destek veren PML-Q partisinin lideri ve diğer bazı parlamento üyeleriyle yaptığı toplantı sonucunda azil sürecine karşı gerekli her türlü direnci göstereceği ve kendini savunacağı yönünde bir açıklama yapmış bulunuyor. Bu durumda Müşerref’in başvurmak zorunda kalacağı teşebbüslerden biri de parlamentoyu feshetmek olabilir.


Azil süreciyle ilgili üçüncü senaryo ise, uluslararası kamuoyu desteğini yitirmiş olan Müşerref’in içeriden gelen baskılara da dayanamayarak azil sürecine teslim olması. Başında bulunduğu askerî yönetim döneminde Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını Pakistan’ın ulusal çıkarlarının üstünde tutmakla suçlanan Müşerref, başta İslamî cemaatler olmak üzere kamuoyunun desteğini ciddi anlamda yitirmiş ve ordu içinde Ziya Ül-Hak çizgisindeki bazı komutanların da tepkisini almış durumda. Bu aşamada ordu içinde yaşanacak bir bölünme ve kutuplaşmayı göze alamayacak olan Genel Kurmay Başkanı Kayani, sessizliğini koruyacak olursa Müşerref’in istifadan başka bir seçeneği kalmayabilir.


PARLAMENTO DIŞINDAKİLERİN GÜCÜ

Pakistan’da yaşanan tüm bu karmaşa ve boğuşma içerisinde gözden kaçan çok önemli bir detay var ve bu kimse tarafından fark edilmiyor nedense. Müşerref’in azli için karar alan ve süreci başlatan Asıf Ali Zerdari ve Nevaz Şerif parlamento dışındalar ve yasama bağlamında siyasi hiçbir yetkileri olmadığı halde ülkenin geleceğinde önemli roller oynuyorlar.


Tek cümleyle özetlemek gerekirse, önümüzdeki günlerde Pakistan siyaseti çok sıcak gelişmelere gebe.

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.