Menü

Son Kale, Son Bayrak, Son Umut…

O’nu ne zaman görsem beyaza bürünmüş saçları bana Himalayaları süsleyen tertemiz karları anımsatırdı. Hep düşünmüşümdür o nasıl bir yürektir ki öyle, yeryüzünü bir şiiri ile hallaç pamuğu gibi savurabiliyor. Merhum Erdem Beyazıt’tan bahsediyorum… Ve kendisini bu satırlardan bir kez daha rahmet ve şükranla anıyorum…


Ege Üniversitesi’nde karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavgada hayatını kaybeden Fırat kardeşimizin vefatını öğrendiğimde zihnim beni usta şair Erdem Beyazıt’ın o eşsiz mısralarına götürdü… “Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair” başlıklı o iman ve memleket yüklü şiirin çok özel bir mısrasını mırıldandım Fırat’ı rahmetle anarak;


Yazlar bilirim memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
Mavzerinin demirini alnına dayamış
Yüreği susuzluktan bunalan
İçinden mahpushane çeşmeleri akan
Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
Apansız silahına davranan
Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
Yazlar bilirim memleketime özgü…


Şair bir babanın oğlu olarak bazen keşke yeryüzüne hep bir şair yüreği, öngörüsü ve sağduyusu ile bakabilsek derim. O zaman yeryüzü eminim ki bu kadar kaotik bir yaşam sürmezdi.

Ama malesef ki, yine Şair Arif Nihat Asya’nın dediği gibi;


Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet
Altın devrini yaşıyor…
Diller, sayfalar, satırlar
“Ebu Leheb öldü” diyorlar.
Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed
Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!


Ümmetin ayakta kalan tek kalesi, hayatta kalan son umudu Türkiye, yoğun saldırı ve ateş altında… Her seçim öncesi olduğu gibi yaklaşan Haziran 2015 seçimleri öncesi kıt’alar dolaşan Ebu Cehiller, çağın Belamlarları ümmetin dalgalanan tek bayrağını da indirmek derdinde.


AK Parti hükümetinin seçimler öncesi ülkeyi kaosa sürüklemek isteyen fitne ve terör odaklarına, Batı ve Doğu’daki bazı illerde alan hakimiyetini şiddet yoluyla ele geçirme gayreti içinde olan terör örgütü ve yandaşlarının planlarını boşa çıkarmaya, masum insanlarımızın sosyal, ekonomik, günlük yaşamlarını huzur ve güvenlik içinde sürdürmelerini sağlamaya yönelik hazırladığı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu TBMM Genel Kurulu’nda CHP, MHP ve HDP ittifakı ile engelleniyor. Bu huzur, barış ve istikrar karşıtı beyhude ittifak içinde tarihin şaşkınlık içinde sorgulayacağı MHP-HDP birlikteliği ise son derece düşündürücü manzaralar sunuyor ülkenin milliyetçi efkarına. Türk siyasi tarihi önemli kırılmalara, dökülmelere, çaresizliklere tanıklık ediyor TBMM Genel Kurulu’nda.


Ellerinden askeri darbe seçeneği alınan muhalefet, 10 seçimden bu yana AK Partiyi demokrasi yoluyla, halk iradesiyle deviremeyince tarihe gömülen askeri darbelere alternatif demokrasi dışı yeni yöntemler geliştiriyor. Gezi olayları, 17 Aralık operasyonu, 6-7 Ekim olayları Türk siyasi tarihinde seçilmiş iktidarlara, halk iradelerine yönelik geliştirilmiş post modern darbe girişimleri şeklinde anılacak.


Yaklaşan Haziran 2015 seçimlerini sandık yoluyla alamayacağının farkında olan tüm muhalefet partileri, paralel yapı ve FETÖ yapılanması işbirliğiyle yeni bir kaos dalgası peşinde. Bunun ilk provasını TBMM Genel Kurulu’nda yapan muhalefet partileri Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu üzerinden tüm Türkiye’yi hedef alacak bir nefret girdabı oluşturma gayreti içindeler. Bir milletvekili meclis kürsüsünden “Size sokaklar gerekli dersi verecek” diyerek sokağı, şiddeti ve kaosu adres gösterebiliyor. Bir başkası ise “İşçiler, öğrenciler, sendikalar bu kanun çıkarsa hiç birinizin özgürlüğü kalmayacak polis sizi istediği anda tutuklayacak” sözleriyle sendikaları, üniversiteleri tahrik ederek koas iklimlemeye çalışıyor.


Türkiye’de muhalefet hızla kanıksanmış bir çaresizlik içine sürükleniyor. Yeni politika geliştirip kendilerini yeni çağa uyduramayan sığ siyaset anlayışının tek umudu ne acıdır ki yüksek dozlu şiddet ve sokak olayları.

Ancak, merhum Beyazıt’ın;


Yazlar bilirim memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları…


Şeklinde tanımladığı makus memleket yılları tarihin hüzün dolu şiirlerinde kaldı. Hamdolsun ki artık milletimiz herşeyin farkında.


Artık memleketimde yazılan hüzün şiirleri ilhamını incir çekirdeği meselelerle birbirini öldüren yiğit köy delikanlılarından değil yiğit köy delikanlılarının yaşadıkları ümmet sevdasından alacaktır inşaallah.

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.