Ali Şahin Site Logo
Menü

Uzun Adam ve Uzun İnce bir Yol…

1994’de Pakistan Karaçi’de şöyle bir soru yöneltildi: “Hilafetin başkenti İstanbul’da Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyetin başkentinde Melih Gökçek! Bunu nasıl başardınız?”


27 Mart 1994 gecesinin son saatleri… Yer Pakistan, Karaçi… Karaçi Üniversitesi’nin öğrenci yurdunun Karaçi’yi kuş bakışı gören üstü açık çatısında Türkiye’de o gün yapılmış yerel seçimleri takip ediyoruz…

e

Yorgun bir gecenin ardından siyah iplik beyaz ipliğe dönüşmek üzere… Başlarımız küçük el radyosuna gömülmüş, kulaklarımız kısa dalgada bir gidip bir gelen, kâh duyulan kâh kaybolan spikerin sesine odaklanmış durumda.


Kıt kanaat duyduğumuz “İstanbul Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Melih Gökçek” anonsu ile birlikte gözyaşlarımız yanaklarımızdan aşağı doğru ılık bir yol çizerek süzüldü… Mütevekkil yüreklerimizden “Rabbim bize bu zaferleri bahşettiğin için sonsuz şükürler olsun” duaları döküldü…


Pakistan Cemaati İslami Partisi Karaçi İl Teşkilatı, Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da göstermiş olduğu seçim başarısını değerlendirmek üzere apar topar bir toplantı tertip etti. Ben ve benle birlikte Karaçi’de okuyan birkaç arkadaşım bu toplantıya davet edildik.


Toplantı’da yöneltilen soru enteresandı; “Hilafetin başkenti İstanbul’da Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyetin başkentinde Melih Gökçek! Bunu nasıl başardınız?”


O gün onlara bir “Çile”den bahsettim… Ve bunun bir çile yolculuğu olduğundan… Ve bir başlangıç olduğundan… Eğer Allah’a adanmış ve yolu Âlemlerin Rabbi olan Allah’a uzanan bir çile yolculukları varsa, önlerinde hiçbir gücün tutunamayacağından bahsettim Pakistanlı kardeşlerime…


O gün uzun uzun, ‘Uzun Adam’ın İstanbul’da ilden ilçelere, ilçelerden mahalle ve sokaklara ve nihayet apartmanlara kadar nasıl örgütlendiğini, çalınmadık kapı, sıkılmadık el bırakılmadığını anlattım Pakistanlı dostlarımıza… Şaşkınlık içindeydiler dinlerlerken.


Çile olur da zindan olmaz mı? Hak batıl mücadelesinin Türkiye ayağı tüm şiddetiyle devam etti… Uzun adamın uzun ince kutlu yolculuğuna son vermek için tuzaklar kuruldu, bahaneler üretildi… Ve okunmuş masum bir şiirden mahkûmiyet yaratıldı… Çile yolculuğu Pınarhisar zindanlarının dua ve yakarışlarla dolu mütevekkil gecelerinde daha da büyüdü… Pınarhisar, Yusuf’un atıldığı bir kuyuydu… Pınarhisar Mısır’a sultanlık yolunda Yusuf için kurulmuş bir tuzak değil, yazılmış kaderdi…


Zindanlar, tuzaklar, parti kapatma davaları, suikast teşebbüsleri, hain ve sinsi beddualar, gezi senaryoları, 17 Aralık operasyonları Uzun Adamın Uzun İnce yolculuğu için Allah’ın yazmış olduğu kaderi değiştiremedi, bu kutsi yolculuğu rotasından saptıramadı.


Tam tersi her bir mahkûmiyet, her bir engel, her bir darbe teşebbüsü bu çile yolculuğunu, yenilgi yenilgi büyüyen bir zafere dönüştürdü…


Erdoğan’ın uzun ince çile yolculuğu, yeni doğmuş bir ırmağın akıp gittiği kurak ve çorak toprakları yeşertip canlandırması gibi her alanda mümbit bir Türkiye yarattı. Demokrasi, özgürlükler, insan hakları, hukukun üstünlüğü, ekonomi, sağlık, ulaşım, refah gibi hemen her alanda ve herkes için Türkiye yaşanabilir bir cazibe coğrafyası haline geldi…


Türkiye’de sessiz bir devrim gerçekleştirildi. Vesayet rejimleri ve kaynakları tek tek ortadan kaldırıldı. Kürt kardeşlerimizin kısıtlanmış hakları iade edildi. Toplumsal barış, kardeşlik ve bütünlük süreci devreye girdi. Başörtüsü kovulduğu TBMM’de özgürlüğüne kavuştu. Kur’an-ı Kerim tüm okullarda seçmeli ders haline getirildi. Kronikleşmiş terör ve Kürt sorunu çözüm sürecine sokuldu… Cumhuriyet tarihinin sessiz devrimleri ile Türkiye aslına rücu etti…


Şimdi Cumhurbaşkanlığı uzun adamın uzun ince bir başka çile yolculuğu… Bu yolculuk orada bitecek mi? Asla… Bu çile yolculuğunun her biri bir İslam başkentinden geçecek kutsal rotaları var… Çile yolculuğu bir mümin için Hak’ka yürüyene kadar uzayıp, incelerek sürüp gidecek bir yolculuk değil midir zaten?


Çok şey yazılacak ve çizilecek, uzun adam ve çileli uzun ince yolculuğuna dair… Ama hiçbiri uzun adamı şu mısralar kadar tarif edemeyecektir eminim;


Müslüman yürekler bilirim daha

Kızdı mı cehennem kesilir, sevdi mi cennet

Eller bilirim haşin hoyrat mert

Nice alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır

Her kırışı sorulacak bir hesabı

Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.


Rabbim bizi sana uzanan yolda çilesiz ve çaresiz bırakma…


AMİN…

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.