Ali Şahin Site Logo
Menü

Yeni Türkiye (2) Yeryüzünde Güç El Değiştiriyor

Yeryüzünün siyasi, ekonomik, sosyal ve coğrafi anlamda bir değişim, dönüşüm yaşadığı tarihi bir süreçten geçiyoruz. Aslında bu değişim eskiden büyük fetihlerle ya da dünya savaşlarıyla kapanıp açılan bir yeni çağın başlangıcını işaret ediyor. Sömürü, güç ve kaba kuvvet çağının kapandığını, yerine paylaşım ve hak merkezli bir çağın yaklaştığını söyleyebiliriz.


Yeryüzündeki güç merkezleri tektonik plakalar gibi kayarak yer değiştiriyor. Güç merkezlerindeki bu değişim ve kaymalar tektonik plakaların yarattığı deprem ve sarsıntılar gibi dünyanın çeşitli noktalarındaki eskimiş rejimleri sarsıyor ve çökertiyor.


Ortadoğu’nun içinden geçtiği Arap Baharı da yeryüzünün güç plakalarında yaşanan sıkışma ve gerilimin doğal sonuçlarıdır. Ortadoğu’nun kaderinde halk iradelerinden oluşan yönetimlerin iş başına geçeceği yeni bir dönem vardır. Çok sancılı da olsa zaman alacak da olsa bu dönem kaçınılmaz bir dönüşüm sürecidir.


Türkiye’nin yukarıda bahsettiğimiz kendi içinde yaşadığı büyüme ve güçlenme eksenli büyük dönüşüm, Ortadoğu ve Balkanlar başta olmak üzere yakın coğrafyasında gelişen değişim ve dönüşüm süreçleri, Batı aleminin sürükleniyor olduğu ekonomik ve demografik buhran süreci ve oluşan yeni küresel konjonktür “Yeni Türkiye’yi hazırlayan çok önemli faktörlerdir.


Peki “Yeni Türkiye” nasıl bir Türkiye olacaktır ve olmalıdır?


MEDENİYET TASAVVURU OLAN BİR TÜRKİYE

Başta Kürt ve terör meselesi olmak üzere kendi içerisinde tüm sorunlarından arınmış, vesayetlerden kurtulmuş, özgürlükleri özümsemiş, dinamik ve üretken bir ekonomisi ile Yeni Türkiye, sadece kendi coğrafyasına değil bütün bir dünyaya yeni bir medeniyet tasavvuru sunan bir Türkiye olmak zorundadır. Yeni Türkiye’nin yeni medeniyet tasavvuru ise Bugün hakim olan “Güç” ve “Sömürü” merkezli  medeniyet yerine insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu  “Hak” ve “Paylaşım” merkezli bir medeniyet anlayışı sunmalıdır.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletlerin bugünkü yapısını eleştirirken aslında yeni bir medeniyet tasavvurunu ortaya koymaktadır. Soğuk savaş döneminde şekillenmiş olan BM asli misyonu olan savaşların önlenmesi ve barışın tesisi konusunda son derece başarısız olmuş ve haklının değil güçlünün referans merkezi haline gelmiştir.


Erdoğan Türkiye’sinin özellikle son 10 yıllık süreçte yeryüzünde hiç bir renk, etnik, mezhep ve din ayırt etmeksizin küresel ölçekte haksızlık ve adaletsizlikleri eleştirerek mazlumların haklarını savunur pozisyona gelmesi, Yeni Türkiye’nin küresel siyasi arenaya taşımaya başladığı yeni medeniyet tasavvuru niteliğindedir.


Yeni Türkiye’nin yeni medeniyet tasavvuru siyasal sistemle sınırlı kalmayıp kültür, sanat, şehircilik ve mimari alanları da kapsamalıdır.


İnsanların kendilerini kaybettikleri değil kendilerini buldukları, şairlerin şiirlerine ilham kaynağı olacak ruh ve mana şehirleri hayal ve inşa edecek bir Türkiye olmalıdır Yeni Türkiye.


Hangi dilden olursa olsun insanların ruhlarına dokunacak, yüreklerine sükun damıtacak çağlar üzere evrensel musiki eserleri sunabilmeli Yeni Türkiye’nin medeniyet tasavvuru. En güzel şiirler, en güçlü kültürel eserler sunulabilmeli insanlığın açlıktan kıvranan ruhuna.


Bu anlamda Yeni Türkiye mevcut küresel sistemi sorgulayarak insanlığa her anlamda ihtiyaç duyduğu yeni ve daha adil, paylaşımcı bir medeniyet tasavvuru sunan bir Türkiye olmalıdır.

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.