Menü

Yeni Türkiye ve Sinema

Geçtiğimiz günlerde Cezayir asıllı uluslararası sinema danışmanı Hayet Hanım ile uluslararası sinema sektörü üzerine keyifli bir sohbet yaptık. Ödüllü  Zerre filminin yapımcısı Kule Film’in sahibi Kaan bey ve sahibesi Ayşegül hanımın da eşlik ettiği bu sohbette Hayet, Hollywood’un önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde ciddi bir krize gireceğini ve çökeceğini anlattı.


Hayet hanımın dünya sinema sektörü ile ilgili anlattıklarını dinledikten sonra uzun süredir hayal ettiğim ve Kültür Bakanımız Ömer Çelik beyle de paylaşmayı düşündüğüm bir kültür ve sinema projesi konusunda biraz daha cesaretlendim.


Pakistan’da öğrencilik yıllarımda Pakistanlılar Hindistan'la aralarındaki gerilimden dolayı izlenmesi yasak olmasına rağmen Hint filmlerini kaçak olarak edinir ve evlerindeki video cihazlarıyla izlerlerdi. İki düşman kültür olmasına rağmen Pakistanlılar Hint filmlerini izlemekten kendilerini alıkoyamazlardı. Bunun farkında olan bir Hint film yıldızı “Bizim Pakistan'la savaşıp işgal etmemize gerek yok. Zaten filmlerimiz her Pakistanlının evinde” diyerek kültür emperyalizminin önemli bir boyutuna dikkat çekiyordu.


Eğer yeryüzüne yeni bir medeniyet tasavvuru sunuyorsanız bu medeniyet tasavvuru ekonomik ve siyasi güçten daha çok kültürel bir güçle mümkündür. Medeniyetler yeryüzünde kültürlerle doğmuş, büyümüş ve hüküm sürmüşlerdir.


Batı ile Doğu arasında güç dengeleri yer değiştirirken Doğu’nun ekonomik ve siyasi iddiasının yanı sıra kültürel bir iddiası ve meydan okumasının da var olması şarttır.


Sinema kültürel aktarımın ve kültürel yayılmacılığın en önemli unsuru olarak tarihin her evresinde önemli olmuştur. Batı yeryüzünde son 100 yılda kültürel hegemonyasını sinema yoluyla kurmuş ve korumuştur.


Siyasi ve ekonomik olarak büyüyen Türkiye'nin kültürel anlamda da iddiasını ortaya koyması gerekiyor. Türk dizileri bu anlamda kendiliğinden oluşan bir etkiyle Pakistan’dan Ortadoğu’ya Arnavutluk’tan Güney Amerika’ya kadar onlarca ülke televizyonlarında ekran almış durumda. Ancak bu diziler bir kültürel politika ve strateji ürünü olarak değil ekonomi merkezli bir çabanın sonucu olarak dünya televizyonlarında gösterime girmektedir. Böyle olunca bir çok dizi özellikle İslam aleminde menfi bir Türkiye algısı oluşturabilmektedir.


Yeni Türkiye’nin yeni bir medeniyet tasavvuru olacaksa ekonomik ve siyasi anlamda genişleyen nüfuz coğrafyamıza kültürel bir boyut ta eklenmek zorundayız.


Amerika Hollywood ile dünya üzerinde Hindistan Bollywood ile kendi yakın coğrafyasında kültürel yayılmacılığının mücadelesini verirken İslam aleminin de kendi sinema sektörünü kendi Wood’unu oluşturması elzem hale gelmiştir. İslam coğrafyasının sadece kendi kültürüne değil Batı ve İslam dışı Doğu kültürlerine de hitap edecek sinema çalışmalarının altyapısı oluşturulmalıdır.


İstanbul merkezli oluşturulacak bu sinema vadisine bütün bir İslam dünyasının tanınmış yapımcı, yönetmen, senaristleri toplanarak, bir araya getirilerek güçlü bir sinema sektörü kurulmalıdır. Hollywood ve Bollywood benzeri bir İstanbulwood oluşturulmalıdır.


Osmanlı döneminde nasıl bilim, mimari ve sanat adamları devşirilerek Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel ve siyasi gücüne güç katılmışsa Türkiye’nin de aynı yöntemle İslam coğrafyasının sanatçılarını devşirmesi anlamlı olacaktır.

Başta Hollywood olmak üzere Batılı tüm sinema sektörlerinin karşı karşıya bulunduğu en büyük kriz yeni hikaye ve senaryo yokluğudur. Batı medeniyeti çekebilecek senaryo bulamadığı için bir çok filmi remake ile ısıtıp tekrar perdelere taşıma yoluna gitmektedir. Batı wood’larında senaryo sorunu ve kıtlığı yaşarken bizim senaryo konusunda henüz dokunulmamış sinemaya aktarabileceğimiz inanılmaz bir hikaye ve tarih zenginliğimiz bulunmaktadır.


İran sinema sektörünün çok cüzi bütçelerle ortaya koyduğu başarılı performans ortada. Türkiye’nin  İslam coğrafyasının sinema değerlerini bir araya getirerek oluşturacağı bir sinema vadisi ile bu yönde hem büyük bir açık kapatılmış hem de nüfuz coğrafyasını kültürel boyutla daha da muhkemleştirmiş ve güçlendirmiş olacaktır.

Böyle bir sinema projesinin özellikle yeryüzünde yaratılmak istenen menfi İslam ve Müslüman algısı yani İslamofobi ile mücadele için de önemli bir alan oluşturacağını söylemekte yarar var.


Hem siyasal bir hareket olarak dünyaya ilham kaynağı olmuş AK Parti vizyonu hem de Kültür Bakanı Ömer Çelik Beyin vizyonuyla örtüştüğüne inandığım bu sinema vadisi projesinin hayata geçirilmesi en büyük dilek ve hayallerimden birisi.


Gerçekleşmesi umuduyla…

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.