Menü

Yeryüzü Politikaları

Yeryüzü yaklaşık 100 yıldan bu yana Batı’nın Makyavelist, sömürgeci, gücü ve kaba kuvveti referans alan bir dış politika anlayışıyla yönetiliyor.


Yeryüzüne hükmeden bu kaba kuvvet ve sömürgeci dış politika kültürü, Afrika’yı son derece merhametsiz ve katı bir sömürüye maruz bırakarak adeta kurutup çöle çevirdi. Yeşil ve münbit Afrika, üzerinden çekirge sürüsü geçmiş bir tarla gibi talana uğradı, açlıklar ve kıtlıklarla boğuşan bir coğrafya haline getirildi. Afrika’da sömürülen sadece kaynaklar olmadı. Ayaklarına prangalar vurulmuş siyah tenli çocuklar, kadınlar ve gençler yelkenlilerle Avrupa ve Amerika’ya taşınıp köleleştirildiler.


Uzakdoğu'nun en uç noktasından, Hindistan yarımadasına kadar Asya neredeyse karış karış sömürülerek zenginlikler Batı’ya taşındı. Doğu’nun çalınmış ve sömürülmüş zenginlikleri ile Batı’da bugün turist sıfatıyla para ödeyip gezerek zenginleştirmeye devam ettiğimiz muhteşem şehirler kurdular.


Doğu’da kendi topraklarında köleleştirilmiş Asyalıların perperişan, çıplak ayak nasırlı ellerle ürettikleri baharatlar, Batı’da zengin sofralarda eşsiz damak tadına dönüştü.


Yetinmediler yeryüzüne sömürü savaşları açtılar. Bölerek, parçalayarak, farklılıkları çatıştırarak, düşmanlıkları körükleyerek, fitne sokarak, suni sınırlar çizerek yeryüzünü kaba kuvvet ve sömürü kültürleriyle yönetmeye devam ettiler.


Batı, 100 yıl yeryüzünde kendisi dışında kalan insanoğluna yeryüzünü dar ederek ve kan kusturarak hüküm sürdü.


Şimdi ise yeryüzünün kaderi değişiyor…


Batı’nın merhametsiz yeryüzü politikalarına karşı Türkiye merkezli bir merhamet politikası doğdu. Ve bu politika şimdi ülke ülke, kıta kıta büyüyor.


Türkiye, yeryüzü politikalarının ilk adımlarını bir dönüşüm süreciyle kendi içinde attı. Askeri vesayet altındaki militar dış politika anlayışına son vererek sivil bir siyaset zemini oluşturdu. Türkiye, tek eksenli Batı politikasını çok eksinli dış politika zenginliğine dönüştürdü. Yönünü Batıyla beraber Doğu’ya, Güney ve Kuzey’e de çeviren bir Türkiye doğdu. Pasif ve teslimiyetçi bir dış politika AK Parti ile birlikte proaktif ve meydan okuyan bir dış politika anlayışına dönüştü.


Batı’nın merhametsiz, gücü ve kaba kuvveti esas alan, sömürgeci yeryüzü politikalarına karşı geliştirdiği merhameti, adaleti, paylaşımı ve değerleri esas alan ilkeli yeryüzü politikaları ile Türkiye tüm dünyaya hitap eden evrensel bir dış politika kültürü ortaya koydu.


Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu kimlikli Türk dış politikası bugün yeniden şekillen yeryüzüne ve içinden geçtiğimiz zalim ve karanlık çağa sunulmuş yeni bir medeniyet tasavvurudur. İnsanı, merhameti, paylaşımı, hakkı ve değerleri merkez alan bu yeni dış politika tasavvuru yeryüzündeki sömürü ve kaba kuvvet çağını sorgulayan ve değişime zorlayan bir dış politikadır.


Eğer böyle bir medeniyet tasavvuruna sahipseniz, yeryüzünün bütün zalimlerine korkusuzca, büyük bir inanmışlık ve özgüvenle “One Minute” diyebiliyorsunuz.


Bunun içindir ki, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Güvenlik Konseyi 5 daimi üyesinin gözlerinin içine bakarak ve elinizle 5’i göstererek “Dünya 5’ten Büyüktür” meydan okumasını tereddütsüz gerçekleştirebiliyorsunuz.


Türk dış politikası bugün yeryüzünün her karış coğrafyasında iddiaları olan bir dış politika konumundadır. Yansımaları Asya’da Manila’dan, Afrika’da Zanzibar’a, Avrupa’da Drogheda sahillerine, Güney Amerika’nın Batı sahillerine kadar hissedilen evrensel bir dış politika hüviyetindedir.


İmparatorluk bakiyesi hariciyemiz bugün yeryüzün en fazla temsil edilen 7. hariciyesidir. Genişleyen nüfuz coğrafyamız ile birlikte dış temsilciliklerimizin sayısı 2002 yılında 163 iken bugün Asya’nın en ücra noktalarından Afrika’nın tenha ve terkedilmiş ülkelerine kadar uzana dış temsilcilik sayımız 228’e yükselmiştir.


Son 5 yılda Afrika’da 29, Asya’da 12, Güney Amerika’da 7, Avrupa’da 6, Kuzey Amerika’da 3 olmak üzere toplam 57 büyük elçilik ve başkonsolosluk açmış bulunuyoruz…


Artan dış temsilciliklerimizle aynı doğrultuda Türk Hava Yolları da 108 ülkede 237 noktaya uçarak nüfuz coğrafyalarımızı muhkemleştirmektedir…


Türkiye, Gayrisafi Milli Hasılalara bakıldığında dünyanın en büyük ve en fazla yardım yapan donör ülkesi konumundadır…


Türkiye merkezli yeni bir geleceğin yeryüzünün her bir coğrafyasını aydınlatacağı günlere şahitlik etmeyi Rabbim bizlere nasip eylesin inşaallah. AMİN.

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.