Menü

Zanzibar Yıkılsa Ne Olur?

Zanzibar’ı hiç görmedim. Ama Afrika’nın doğusunda Tanzanya’ya bağlı özerk bir ada olduğunu bilirim. Asistanımın bir Tanzanya ziyareti sonrası getirdiği ve odamı süsleyen Masai savaşçılarının biblosunu her gördüğümde aklıma Zanzibar gelir. Doğrusu merak ettiğim bir yer Zanzibar…


“Zanzibar yıkılsa ne olur?” sözü ilk bakışta akla “Roma’yı ateşe vermek” gibi bir söylenceyi çağrıştırabilir belki; ama değil. Afrika’nın tenha ve fakir sokaklarında bize, bu coğrafyaya ve insanlarına yani Türkiye’ye dair önemli bir umudu, beklentiyi ortaya koyan bir ifade bu. Ve buruk, buğulu bir hikayesi var…


Gazeteci bir arkadaşım anlatıyor: “Bir belgesel çekimi için sabah saatlerinde varmıştık  Zanzibar’a. Varacağımız otele gitmek için bir taksi durdurduk. Otele doğru yol alırken keyifli bir sohbet başladı. Taksiciye Zanzibar nasıl diye sorduğumuzda aldığımız “Zanzibar yıkılsa, yerle bir olsa, alt üst olsa ne olur? Siz bize Türkiye’den haber verin. Tek umudumuz Türkiye.” cevabı ile adeta şoklandık, ne diyeceğimizi bilemedik.”


Farklı coğrafyalardan bize dair umudu dillendiren böyle onlarca hikayeyi yaşadım ve dinledim. Amerikan Müslümanlarını temsilen biri Ürdün diğeri Lübnan asıllı iki Amerikalı Müslüman kardeşim geçtiğimiz yıl ziyaretimize geldiler. “Size Amerikan Müslümanlarının şu mesajını iletmeye geldik” dediler ve mesajı bedenim tüm hücrelerine adeta kodladılar: “Türkiye ümmetin son umudu ve son kalesi. Eğer Türkiye düşecek olursa ümmet düşer.”


Hangi birini anlatsam bilemiyorum. Taa Asya’nın steplerinden Keşmir’den kalkıp gelen Keşmirli Müslümanların “Siz artık eski gücünüze yeniden kavuştunuz. Mazlum milletlerin hamiliğini yeniden üstlendiniz. Mazlum Keşmir halkını da sahiplenin. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bunun için Keşmir’den ziyarete geldik.” sözleri Aceh Müslümanlarının Osmanlı Sultanından yardım istemek için aylarca süren Payitaht yolculuklarını ve yakarışlarını canlandırdı gözlerimde.


Daha anlatabileceğim bu şekilde yaşanmış onlarca hatıram var. Türkiye bütün bir mazlum coğrafyaların yaşayan tek ve son umudu. Yeryüzünün farklı coğrafyalarında Türkiye’de yaşayan Müslümanlar ve  AK Parti davası diz çökmesin, zeval görmesin diye göz yaşları içinde Rablerine yakaran nice mahzun müslümanlar olduğunu bilirim. Kendi dertlerini unutup Türkiye ile dertlenen, elleri semaya yükselmiş, kalpleri ve dudakları kıpır kıpır yakarış içinde her tenden, her renkten, her dilden Müslümanlar bilirim.


AK Parti bir dava partisidir. Bu dava bir millet ve ümmet davasıdır. Bu nedenledir ki kurulan her türlü tuzağa ve oyuna rağmen ümmet coğrafyasından yükselen dualarla tüm seçimlerden zaferle çıkıp milletin ve ümmetin istikbali, umudu olmuştur.


Ve yine unutmayalım ki bulunduğumuz makam neresi olursa olsun hiç bir makam mazlum bir Müslümanın acıdan, kederden ve zulümden nasır tutmuş yüreğindeki makamımızdan daha kıymetli ve kutsal değildir. Bütün bir ümmet coğrafyasının üzerinde leş kargaları gezinirken, başlarımızda tökezlememizi bekleyen akbabalar uçuşurken lütfen dikkat!


Ne Zanzibar’daki, ne Amerika’daki, ne de Manila’da “Bu yemeğin parası Recep Tayyip Erdoğan tarafından Davos’ta ödendi” diyerek lokantasındaki Türklerden yemek ücreti almayan mazlum ve mahzun Müslümanların umudunu yere düşürme hakkımız yok. Aksi halde bedelini hepimiz çok ağır öderiz.

Kategoriler:
Makale

Yorumlar

    Henüz Yorum Yapılmamıştır.

Yorum Yaz Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır.